Aksolotl: Meksika Yürüyen Balığı ve Biyolojisi

SayfaSonu

Aksolotl (Ambystoma mexicanum), semenderler takımına ait, suda yaşayan ve bilim dünyasını kendine hayran bırakan sıra dışı bir amfibidir. Gülümseyen yüz ifadesi, başının iki yanındaki tüylü dış solungaçları ve kaybolan uzuvlarını tamamen yeniden üretebilme (rejenerasyon) yeteneğiyle tanınır. Aşağıdaki menüden ilgili başlıklara tıklayarak sayfada doğrudan o bölüme geçebilirsiniz.


Konu Başlıkları (Sayfa İçi Menü)

1. Fiziksel Özellikleri 2. Renk Morfları ve Varyasyonları 3. Rejenerasyon (Kendini Yenileme) 4. Dış Solungaç Anatomisi 5. Neoteni (Bebek Kalan Canlı) 6. Doğal Yaşam Alanı ve Kökeni 7. Beslenme ve Avlanma Biçimi 8. Beden Boyutları ve Yaşam Süresi


Aksolotllar, amfibiler sınıfının semenderler takımına bağlı en sıra dışı canlılardan biridir. Bilimsel adı Ambystoma mexicanum olan bu canlılar, evrimsel biyolojiden modern genetik araştırmalarına kadar tıp dünyasında geniş bir yer tutar. Gelişmiş hücresel yenilenme kabiliyetleri, su altında nefes almalarını sağlayan dallı dış solungaçları ve sevimli yüz anatomileri sayesinde hem araştırmacıların hem de akvaryum meraklılarının yoğun ilgisini çekerler.

1. Fiziksel Özellikleri

Aksolotllar geniş ve yassı bir kafa yapısına, göz kapakları bulunmayan küçük koyu gözlere ve perdeli ayaklara sahiptir. Ağız yapısı doğal bir tebessüm formundadır ve bu durum onlara sevimli bir ifade kazandırır. Gövdelerinin iki yanında uzanan yüzgeç benzeri kuyruk yapısı suda dengeli ve seri şekilde yüzmelerini sağlar.

Sayfabaşı

Aksolotlların ön ayaklarında dört, arka ayaklarında ise beşer adet parmak bulunur. Derileri oldukça hassas, pürüzsüz ve mukus tabakasıyla kaplıdır; bu koruyucu tabaka sudaki mikroplara ve enfeksiyonlara karşı bir kalkan görevi görür. Göz kapakları bulunmadığı için parlak ışığa karşı son derece duyarlıdırlar ve genellikle akvaryumun ya da göl tabanının loş, gölgeli alanlarında dinlenmeyi tercih ederler.

2. Renk Morfları ve Varyasyonları

Doğada vahşi tip aksolotllar koyu kahverengi, zeytin yeşili ve siyah benekli bir renge sahiptir. Ancak evcil ortamlarda ve laboratuvarlarda yapılan üretimlerle leusistik (pembe gövdeli ve siyah gözlü), albino (bembeyaz gövde ve kırmızı gözlü), altın albino ve melanistik (simsiyah) gibi çeşitli renk morfları ortaya çıkmıştır.

Sayfabaşı

Genetik araştırmalar sonucunda üretilen renk varyasyonları arasında pembe tenli ve parlak kırmızı solungaçlı leusistik türler en popüler olanlarıdır. Ayrıca genetik mühendisliği ile denizanası geni aktarılan "GFP" (Yeşil Floresan Protein) aksolotllar da mevcuttur; bu canlılar siyah ışık (morötesi UV) altında parlayarak doku yenilenmesi ve organ oluşumu çalışmalarında biyologlara kılavuzluk eder.

3. Rejenerasyon (Kendini Yenileme Yeteneği)

Aksolotllar tıp ve biyoloji dünyasının en çok araştırdığı canlılar arasındadır. Bir uzvunu (kol veya bacak) kaybettiklerinde, kemik, kas ve sinir dokuları dahil olmak üzere uzvu yara izi kalmaksızın birkaç hafta içinde kusursuz bir şekilde yeniden üretebilirler. Hatta kalp dokularının ve omuriliklerinin bir bölümünü dahi onarma kapasitesine sahiptirler.

Sayfabaşı

Bir uzuv koptuğunda ya da hasar aldığında aksolotlların vücudunda memeliler gibi yara kabuğu veya iz dokusu oluşmaz. Bunun yerine "blastema" adı verilen özel kök hücre benzeri hücreler hızla hasarlı bölgeye toplanır. Bu hücreler kayıp uzvun tam olarak hangi bölümünün eksik olduğunu hafızasında tutarak kıkırdak, kas ve sinir dokularını orijinal haline birebir uygun şekilde baştan inşa eder.

4. Dış Solungaç Anatomisi

Başlarının arka iki yanında üçer adet tüy şeklinde dış solungaç yer alır. Kırmızı veya pembe renkli olan bu tüylü yapılar kan damarlarıyla doludur ve sudaki çözünmüş oksijeni doğrudan kana aktarır. Su içindeki oksijen seviyesi azaldığında aksolotllar bu solungaçları hafifçe sallayarak oksijen alışverişini artırırlar; ayrıca su yüzeyine çıkarak akciğerleriyle de hava alabilirler.

Sayfabaşı

Solungaç dallarının (ramus) üzerinde yer alan mikroskobik tüycükler yüzey alanını olağanüstü biçimde genişletir. Su akıntısının az olduğu durgun göl tabanlarında aksolotllar solungaçlarını ritmik şekilde çırparak taze su akımı yaratırlar. Suyun oksijen oranı düştüğünde ise doğrudan su yüzeyine ani bir sıçrama yaparak ağızlarıyla hava yutar ve ilkel akciğer keselerini doldururlar.

5. Neoteni (Bebek Kalan Canlı)

Diğer semender türleri başkalaşım (metamorfoz) geçirerek karada yaşayan yetişkin formlara dönüşürken, aksolotllar "neoteni" adı verilen biyolojik bir durum yaşarlar. Yani ergenliğe ve üreme olgunluğuna ulaştıklarında dahi larva dönemindeki özelliklerini (solungaçlarını ve suda yaşama zorunluluğunu) hayatlarının sonuna kadar korurlar.

Sayfabaşı

Biyolojide neoteni, canlının büyümesine rağmen larva formunu terk etmemesi durumudur. Aksolotlların tiroid bezleri, başkalaşımı tetikleyen tiroksin hormonunu salgılamaz. Laboratuvar ortamında dışarıdan hormon desteği verildiğinde karasal bir semendere dönüşebilseler de, bu zoraki başkalaşım onların doğal anatomilerini bozar, yaşam kalitelerini düşürür ve ömürlerini ciddi oranda kısaltır.

6. Doğal Yaşam Alanı ve Kökeni

Aksolotlların anavatanı Meksika'dır ve doğal olarak yalnızca Meksiko şehri yakınlarındaki Xochimilco Gölü ve kanallarında bulunurlar. Aztek mitolojisinde ateş ve yıldırım tanrısı Xolotl ile ilişkilendirilen bu canlının adı "su köpeği" anlamına gelmektedir. Günümüzde doğal yaşam alanlarının kirlenmesi sebebiyle doğada nesli kritik derecede tehlike altındadır.

Sayfabaşı

Xochimilco Gölü'nün antik Aztek döneminden kalma geleneksel yüzen tarım adaları (chinampa) arasındaki kanallar, aksolotlların dünyadaki tek doğal yaşam merkezidir. Ne yazık ki göle sonradan bırakılan istilacı sazan ve tilapya balıklarının aksolotl yumurtalarını yemesi ve şehirleşme atıkları nedeniyle vahşi doğadaki sayıları çok azalmıştır; günümüzde Meksika Ulusal Üniversitesi kanallarda özel koruma alanları işletmektedir.

7. Beslenme ve Avlanma Biçimi

Aksolotllar etçil (karnivor) beslenen avcılardır. Dişleri sert ve keskin olmadığı için yiyeceklerini çiğneyemezler; avlarına yaklaştıklarında ağızlarını aniden açarak güçlü bir vakum etkisi oluşturur ve avı bütün olarak yutarlar. Doğada solucanlar, küçük kabuklular, su böcekleri ve küçük balıklarla beslenirler.

Sayfabaşı

Görme duyuları zayıf olduğu için avlarını koklama duyuları ve gövdelerindeki yanal çizgi boyunca uzanan hassas titreşim reseptörleri sayesinde saptarlar. Akvaryum ortamında ise dondurulmuş kan kurtları, toprak solucanları ve batan dip peletleri ile beslenirler. Akvaryumlarına sert pullu veya sivri yüzgeçli canlı balıklar konulmamalıdır, çünkü bu balıklar aksolotlların tüylü solungaçlarını ısırarak zarar verebilir.

8. Beden Boyutları ve Yaşam Süresi

Yetişkin bir aksolotl ortalama 20 ile 30 santimetre uzunluğa ulaşabilir, nadir durumlarda 40 santimetreye kadar büyüyen örnekleri görülmüştür. Uygun su sıcaklığı ve temizliği sağlanan akvaryum koşullarında 10 ila 15 yıl arasında uzun bir yaşam süresine sahiptirler.

Sayfabaşı

Yumurtadan yeni çıkan aksolotl larvaları ilk haftalarda tamamen şeffaftır ve yalnızca birkaç milimetre boyundadır. Zengin proteinli canlı yemlerle beslendiklerinde ilk 6 ay içerisinde 15 santimetre boya hızla ulaşırlar. Yaklaşık 18-24 ayda tam yetişkinliğe erişirler ve serin, temiz su şartları korunduğu müddetçe evcil ortamda 15 yıldan fazla yaşayabilirler.

Sayfabaşı


Site İçi Bağlantılar

Site Dışı Kaynaklar